20 Ağustos 2026 · Perşembe · Özel Haberin Kaynağı
SON TV
SON DAKİKA
Gündem

Arif Ahmet Denizolgun’un otopsi heyetindeki doktor hakkında FETÖ kaydı çıktı!

Süleymancılar yapılanmasının eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki tartışmalı ölümüne ilişkin soruşturmada dikkat çekici bir ayrıntı yeniden gündeme geldi. Denizolgun’un ölüm nedenini değerlendiren adli tıp raporunda imzası bulunan Uzman Dr. Yusuf İslam Duman hakkında daha sonra FETÖ kapsamında işlem yapıldığı, Duman’ın örgüt içerisinde “Zafer” kod adını kullandığı ve ByLock kullanıcısı olduğunun belirlendiği bildirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü yeni soruşturmada ilk otopsinin görüntüleri de mercek altına alındı.

SON.TV/İSTANBUL

Ulaştırma eski Bakanı ve Süleymancılar yapılanmasının eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un yaklaşık 10 yıl önceki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni ve dikkat çekici ayrıntılar ortaya çıkmaya devam ediyor.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/8086 numaralı soruşturma dosyasında Denizolgun’un ölümü ile 2016 yılında gerçekleştirilen otopsi işlemleri yeniden incelenirken, ilk otopsi raporunda imzası bulunan doktorlardan biri hakkında yıllar sonra FETÖ kapsamında işlem yapıldığı bilgisi dosyanın önemli başlıklarından biri haline geldi.

Söz konusu doktorun Uzman Dr. Yusuf İslam Duman olduğu belirtiliyor.

OTOPSİ RAPORUNDAKİ İSİM: YUSUF İSLAM DUMAN

Denizolgun’un ölümünün ardından Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinde gerçekleştirilen inceleme sonucunda hazırlanan raporda üç doktorun imzasının bulunduğu, bu doktorlardan birinin Uzman Dr. Yusuf İslam Duman olduğu bildirildi.

Duman’ın daha sonraki yıllarda FETÖ soruşturması kapsamında işlem gördüğü ortaya çıktı.

Elde edilen bilgilere göre,Duman, görevden alınmadan önce Karaman Adli Tıp Kurumunda görev yapıyordu. Örgüt içerisinde “Zafer” kod adını kullandığı ve ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği bildirildi.

ZAFER” KOD ADINI KULLANDIĞI BELİRTİLDİ

Yusuf İslam Duman hakkındaki FETÖ soruşturmasına ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler dikkat çekici.

Duman’ın 2008 yılında FETÖ’ye ait evlerde kaldığı, örgüt içerisinde “Zafer” kod adıyla faaliyet yürüttüğü ve örgütün Tıpta Uzmanlık Sınavı için oluşturduğu çalışma evlerinde görev aldığı bildirildi.

Aynı kaynaklarda Duman’ın tıp öğrencilerinin sınava hazırlanmasına yönelik örgütsel faaliyetlerde bulunduğu ve Adli Tıp Kurumu içerisindeki FETÖ yapılanması kapsamında değerlendirildiği aktarıldı.

BYLOCK KULLANICISI OLDUĞU BİLDİRİLDİ

Duman hakkında kamuoyuna yansıyan bir diğer önemli bilgi ise ByLock kullanımına ilişkin.

Birden fazla haberde Duman’ın FETÖ’nün şifreli haberleşme sistemi ByLock’un kullanıcısı olduğunun belirlendiği ifade edildi.

Bu bilginin, Duman hakkındaki FETÖ soruşturmasının önemli tespitlerinden biri olduğu belirtildi.

27 NİSAN 2025’TE GÖZALTINA ALINDI

Duman’ın 27 Nisan 2025 tarihinde FETÖ’nün doktor yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alındığı bildirildi.

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Duman, soruşturma sırasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandı ve daha sonra serbest bırakıldı.

Mayıs 2025 döneminde de kamudaki görevinden çıkarıldığı veya açığa alındığına ilişkin haberler yayımlandı.

2016’DAKİ OTOPSİ RAPORUNDA İMZASI BULUNUYORDU

FETÖ soruşturmasında hakkında işlem yapılan Duman’ın adını Denizolgun dosyası açısından önemli hale getiren unsur ise 2016’daki adli tıp incelemesindeki görevi.

Denizolgun’un ölümünden sonra hazırlanan raporda Yusuf İslam Duman’ın imzasının bulunduğu belirtiliyor.

Bu raporda ölüm sebebinin beyin kanamasıyla ilişkilendirildiği yönündeki değerlendirmeler kamuoyuna yansıdı.

Ancak Denizolgun’un yakınlarının yıllar sonra yaptığı başvurularda ölümün doğal olmadığı, otopsi sürecinin ve raporların yeniden incelenmesi gerektiği ileri sürüldü.

SAVCILIK 10 YIL SONRA OTOPSİYİ YENİDEN MERCEK ALTINA ALDI

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü mevcut soruşturma ile 2016 yılında yapılan otopsi işlemleri yeniden adli incelemeye alındı.

Başsavcılık 18 Ağustos 2026 tarihindeki açıklamasında, Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikâyet bulunduğunu belirterek gerçek ölüm sebebinin tespit edilebilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığını açıkladı.

MEZARI AÇILDI, NAAŞI ADLİ TIP’A GÖNDERİLDİ

Karar üzerine 19 Ağustos 2026 sabahı Karacaahmet Mezarlığında savcı ve olay yeri inceleme ekiplerinin katılımıyla fethi kabir işlemi gerçekleştirildi.

Yaklaşık üç saat süren çalışma sonucunda Denizolgun’un naaşından elde edilen materyaller yeniden incelenmek üzere Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

Yeni incelemenin, Denizolgun’un kesin ölüm nedeninin bilimsel yöntemlerle yeniden değerlendirilmesine imkân sağlaması bekleniyor.

OTOPSİ VİDEOSU BULUNAMADI

Dosyada ortaya çıkan en dikkat çekici ayrıntılardan biri de 2016’daki otopsiye ait video kaydı konusunda yaşandı.

Bugün yayımlanan habere göre a 24 Şubat 2026’da Adli Tıp Kurumuna yazı göndererek ilk otopsiye ilişkin fotoğraf ve video görüntülerini talep etti.

Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesinin 12 Mart tarihli yanıtında fotoğrafların bulunduğu bildirildi.

Savcılığın daha sonra istediği CD 14 Temmuz’da incelendi ve CD içerisinde toplam 145 fotoğraf bulunduğu, ancak herhangi bir video kaydına rastlanmadığı belirtildi.

ADLİ TIP: “VİDEO KAYDI BULUNMAMAKTADIR”

Savcılık bunun üzerine Adli Tıp Kurumuna yeniden yazı göndererek otopsi videosunun nerede olduğunu ve video bulunmuyorsa bunun gerekçesinin açıklanmasını istedi.

Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekilliğinin 16 Temmuz tarihli yanıtında Denizolgun’un otopsisi sırasında çekilmiş herhangi bir video kaydının bulunmadığı bildirildi.

Müşteki vekili Avukat Hakan Karakuş ise video kaydının bulunmamasına ilişkin ayrıca suç duyurusunda bulundu.

CESETTE TESPİT EDİLEN AĞIR METALLER DE TARTIŞMA KONUSU

2016 tarihli adli tıp raporunda yer aldığı belirtilen bazı kimyasal bulgular da soruşturmanın yeniden gündeme gelen başlıkları arasında.

Kamuoyuna yansıyan rapor bilgilerine göre cesedin çürüme sıvısında baryum, arsenik, kadmiyum ve nikel; organ örneklerinde ise arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel tespit edildiği bildirildi.

Ancak bu maddelerin varlığı tek başına zehirlenme anlamına gelmiyor. Ölüm üzerinde toksik etki oluşturacak miktarda bulunup bulunmadığının adli ve toksikolojik değerlendirmeyle belirlenmesi gerekiyor.

Yeni adli tıp incelemesinin bu nedenle büyük önem taşıdığı değerlendiriliyor.

36 SAATLİK SÜREYE İLİŞKİN ÇELİŞKİLER DOSYADA

Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının daha önce hazırladığı bilgi notuna ilişkin haberlerde de Denizolgun’un ölümünden önceki ve sonraki saatlere ilişkin dikkat çekici çelişkiler bulunduğu aktarıldı.

Dosyada, Denizolgun’dan yaklaşık 36 saat boyunca haber alınmamasına rağmen neden ciddi bir arama yapılmadığı, cesedin ne zaman bulunduğu ve yetkililere ihbarın ne zaman yapıldığı gibi soruların yer aldığı bildirildi.

Bazı tanıkların beyanları arasında zamanlama açısından farklılıklar bulunduğu da kamuoyuna yansıdı.

ÖLÜM SAATİYLE İLGİLİ TESPİT DE YENİDEN İNCELENECEK

Olay günü bilirkişi olarak görevlendirildiği belirtilen Dr. Ergül Demiral’ın 8 Eylül 2016 günü yaklaşık 02.30’da olay yerine geldiği ve ölümün gelişinden en az 24 saat önce gerçekleşmiş olabileceğini değerlendirdiği yönündeki bilgiler de dosyaya yansıdı.

Bu değerlendirme ile diğer tanık anlatımları arasındaki zaman farklarının yeni soruşturmada yeniden ele alınması bekleniyor.

2016’DAKİ OTOPSİ İLE YENİ İNCELEME KARŞILAŞTIRILACAK

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının fethi kabir kararının ardından yapılacak adli inceleme, 2016 yılında düzenlenen rapor ile yeni bilimsel bulguların karşılaştırılmasını sağlayacak.

Özellikle kemik ve doku kalıntılarından elde edilebilecek toksikolojik sonuçların, ilk otopsi raporundaki bulgularla birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.

Bu çalışma sonucunda ölümün doğal bir beyin kanaması sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği veya başka bir etken bulunup bulunmadığı konusunda yeni bir adli kanaate ulaşılması amaçlanıyor.

FETÖ SORUŞTURMASI OTOPSİ RAPORUNU TEK BAŞINA GEÇERSİZ KILMIYOR

Yusuf İslam Duman hakkında daha sonra FETÖ kapsamında işlem yapılmış olması, 2016’daki otopsi raporunun kendiliğinden sahte veya yanlış olduğunu kanıtlamıyor.

Ancak Duman’ın raporda imzasının bulunması, ölüm ve otopsi işlemlerinin yeniden araştırıldığı mevcut soruşturmada savcılık tarafından değerlendirilmesi muhtemel önemli bir olgu olarak öne çıkıyor.

Duman’ın otopsi raporunun hazırlanmasındaki bireysel rolü, rapor üzerindeki diğer imzalar ve tıbbi değerlendirmelerin nasıl oluşturulduğu ancak soruşturma ve adli incelemeler sonucunda kesinleşebilir.

SAHTE OTOPSİ RAPORU” İDDİASI DAHA ÖNCE TAKİPSİZLİKLE SONUÇLANDI

Denizolgun’un ölümünün ardından otopsi raporunun değiştirildiği veya sahte rapor düzenlendiği iddiasıyla Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkında daha önce ayrı bir soruşturma da yürütüldü.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı bu dosyada, iddiayı destekleyen somut veri bulunmadığı gerekçesiyle 2025 yılında takipsizlik kararı verdi.

Bu karar, Denizolgun’un ölüm nedeninin araştırıldığı mevcut soruşturmadan ayrı bir hukuki süreçti.

BAKIRKÖY BAŞSAVCILIĞININ YENİ DOSYASI SÜRÜYOR

Gelinen aşamada Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/8086 sayılı soruşturması devam ediyor.

Başsavcılığın resmi açıklamasında ölümün ve otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikâyetlerin araştırıldığı ve gerçek ölüm sebebinin tespiti amacıyla fethi kabir işleminin gerçekleştirildiği açıklandı. Yeni Adli Tıp raporu, soruşturmanın bundan sonraki seyrinde kritik önem taşıyacak.

DENİZOLGUN 1998-1999 YILLARINDA ULAŞTIRMA BAKANIYDI

Arif Ahmet Denizolgun, 1995-1999 döneminde milletvekilliği yaptı ve Mesut Yılmaz hükümetinde 1998-1999 yılları arasında Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulundu.

Kemal Kaçar’ın ölümünün ardından 2000 yılında Süleymancılar yapılanmasının liderliğini üstlendi ve 2016’daki ölümüne kadar bu konumunu sürdürdü.

Denizolgun’un ölümünün ardından yapılanmanın başına yeğeni Alihan Kuriş geçti.

ETİKETLER: #ArifAhmetDenizolgun #YusufİslamDuman #FETÖ #Süleymancılar #BakırköyCumhuriyetBaşsavcılığı #AdliTıp #FethiKabir #AlihanKuriş #ByLock #SonT