“İYİ BABA” ANLATISININ ARKASINDAKİ POLİTİK MİRAS: DENİZ GÖKTAŞ’IN SKECİNDE DİKKAT ÇEKEN BABA VURGUSU
*THKO, ÇORUM OLAYLARI VE CEZAEVİ KAYITLARI: KOMEDYENİN SAHNEDEKİ BABA ANLATISI YENİDEN GÜNDEMDE
SON.TV/İSTANBUL
Komedyen İmran Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisinde babasına ilişkin yaptığı çok sayıdaki vurgu dikkat çekti. Skeçte babasını “iyi baba”, “politik baba” ve “eyleme götüren baba” olarak anlatan Göktaş’ın bu ifadeleri, babası Kemal Göktaş’a ilişkin geçmiş dönem adli kayıt iddialarıyla birlikte değerlendirildiğinde farklı bir anlam kazanıyor. Kayıtlarda Kemal Göktaş’ın 1980’li yıllarda THKO içerisinde faaliyet gösterdiği, Çorum olaylarına katıldığı, silah ve mühimmatla yakalandığı, tutuklandığı ve cezaevi süreçleri yaşadığı yönünde bilgiler yer alıyor.*
SAHNEDEKİ “BABA” VURGUSU DİKKAT ÇEKTİ
Komedyen İmran Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisinde babasına ilişkin yaptığı göndermeler, gösterinin en dikkat çekici başlıklarından biri oldu.
Göktaş’ın skecinde “baba” figürüne 50’ye yakın kez doğrudan ya da dolaylı şekilde atıf yaptığı, babasını yalnızca aile içi bir karakter olarak değil; politik kimlik, eylem kültürü, suçluluk duygusu ve erkeklik anlatısı üzerinden konumlandırdığı görüldü.
Komedyenin, “İlk 7 yaşında Ankara Kızılay Meydanı’na bir eyleme gittim. İşçi memur eylemi. Annemle babam götürdü.” sözleri, baba figürünü doğrudan politik bir mirasın taşıyıcısı olarak sahneye yerleştirdi.
EYLEM VİDEOLARINDA YOKSUN, İŞBİRLİKÇİ MİSİN?”
Göktaş’ın gösterisinde en çok dikkat çeken bölümlerden biri de babasının kendisine yönelik politik beklentilerini anlattığı kısım oldu.
Komedyen, “Babam sürekli Ankara’dan arıyordu. Bütün eylem videolarını izledim. Hiçbirinde yoksun. Ne yapıyorsun? Evde yatıyor musun?” ifadelerini kullandı.
Devamında ise babasının, “Dizi oyuncularını bile gözaltına alıyorlar. Seni niye almıyorlar? İşbirlikçi misin?” sözleriyle kendisini eleştirdiğini anlattı.
Bu ifadeler, baba figürünün yalnızca aile içinde sevilen bir kişi değil; aynı zamanda çocuğu üzerinde politik baskı, beklenti ve denetim kuran bir karakter olarak işlendiğini ortaya koydu.
BABAYA İLİŞKİN POLİTİK GEÇMİŞE YANSIYAN AĞIR İDDİALAR
Bilgilendirme notunda yer alan bilgilere göre, İmran Deniz Göktaş’ın babası Kemal Göktaş’a ilişkin geçmiş dönem kayıtlarında dikkat çekici başlıklar bulunuyor.
Kayıtlarda Kemal Göktaş’ın 1980’li yıllarda THKO, yani Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu içerisinde faaliyet gösterdiği, 1980 yılında meydana gelen Çorum olaylarına katıldığı, “halkı tahrik etmek, silahlandırmak, örgüte silah temin etmek amacıyla halktan zorla para toplamak” gibi eylemlerle ilişkilendirildiği belirtiliyor.
Kemal Göktaş’ın ayrıca Çorum il merkezinde polis memuru Muzaffer Yeşilyurt’un şehit edilmesi, polis memuru Mehmet Bektaş’ın yaralanması ve silahlarının gasp edilmesi olayına karıştığı yönünde kayıtlar bulunduğu ifade ediliyor.
SİLAH, MÜHİMMAT VE TUTUKLULUK SÜREÇLERİ
Bilgi notunda, Kemal Göktaş’ın ilerleyen süreçte belirli marka ve ebatlarda silah, tüfek ve mühimmatla yakalanarak gözaltına alındığı; Sıkıyönetim Komutanlığına sevk edildiği ve çıkarıldığı adli makamlarca tutuklandığı bilgisi de yer aldı.
Kemal Göktaş’ın 1988 yılında serbest bırakıldığı, benzer suçlar kapsamında 1991 yılında yeniden tutuklanarak cezaevine girdiği, şartlı tahliye edildiği ve en son 1999 yılında serbest bırakıldığı yönünde kayıtlara ulaşıldığı belirtildi.
Bu kayıtlar, Göktaş’ın sahnedeki “politik baba” anlatısını yalnızca mizahi bir aile hikâyesi olmaktan çıkararak daha sert bir ideolojik geçmişin gölgesine taşıyor.
BENİM BABAM İYİ” SÖZÜ YENİDEN OKUNUYOR
Göktaş’ın skecinde babasını sık sık “iyi baba” olarak tanımlaması da dikkat çeken bir diğer başlık oldu.
Komedyen, “Çünkü benim babam iyi ve ben muhabbete çok giremiyorum.”, “Bu arada babam iyi derken Türkiye baba ortalamasına göre iyi.” ve “Aranızda özenen varsa iyi baba böyle. Aile içi şiddet yok ama mangal da yok.” ifadelerini kullandı.
Bu sözler, ilk bakışta sıradan aile mizahı gibi görünse de babaya ilişkin geçmiş kayıtlarla birlikte değerlendirildiğinde daha karmaşık bir tablo ortaya çıkıyor.
Göktaş’ın babasını “iyi baba” kategorisine yerleştirerek kişisel alanda koruduğu; buna karşın babanın politik geçmişini, ideolojik sertliğini ve aile içindeki beklenti yükünü mizah yoluyla yumuşattığı değerlendiriliyor.
DENİZ GÖKTAŞ’IN ANLATISI POLİTİK MİZAH MI, YÜZLEŞMEDEN KAÇIŞ MI?
Göktaş’ın baba anlatısındaki en çarpıcı noktalardan biri, babanın geçmişine ilişkin sert politik çağrışımların doğrudan sahneye taşınmaması oldu.
Komedyen, babasını “eyleme götüren”, “politik duyarlılığı yüksek”, “çocuğuna fazla saygı duyan” ve “iyi ama eksik bırakan” bir figür olarak kuruyor.
Ancak bu anlatı, babanın kamusal ve politik geçmişiyle açık bir yüzleşmeye dönüşmüyor. Aksine ağır bir geçmiş, sahnede gündelikleştirilerek ve ironinin güvenli alanına çekilerek yeniden kuruluyor.
Bu nedenle Göktaş’ın mizahı, yalnızca güldürme amacı taşıyan bir sahne dili değil; aynı zamanda politik mirası yumuşatan, baba figürünü koruyan ve doğrudan yüzleşmeyi erteleyen bir perde olarak da okunuyor.
“MANGAL YAKAMAMAK” ÜZERİNDEN ERKEKLİK EKSİKLİĞİ
Komedyenin baba anlatısında dikkat çeken bir başka başlık ise erkeklik vurgusu oldu.
Göktaş, babasının kendisine fazla özgürlük tanıdığını söyleyerek “Şu an gitmek istemiyorum babacığım dedim. Fikrime saygı duydular. Çolak gibi kaldım. Hiçbir yeteneğim yok.” ifadelerini kullandı.
Bir başka bölümde ise “Hatırlıyorum bir piknikte babam gelip mangal yakmayı öğrenmek ister misin oğlum diye sormuştu.” sözleriyle klasik erkeklik kodlarının kendisine aktarılmadığını anlattı.
“Hâlâ mangal yakamıyorum.” ve “Bazı erkeklik jestlerinden mahrum kalıyorsunuz.” ifadeleri de bu eksiklik duygusunu güçlendirdi.
Bu anlatı, babanın politik olarak güçlü; ancak gündelik erkeklik, sınır koyma ve pratik beceri aktarımı bakımından eksik bırakan bir figür olarak sunulduğunu gösteriyor.
DENİZ GÖKTAŞ’IN BABAYA BENZEME KORKUSU NE ANLAMA GELİYOR?
Göktaş’ın “Giderek babama benziyorum.” sözü de skecin psikanalitik açıdan en dikkat çekici ifadelerinden biri olarak öne çıktı.
Bu cümle, komedyenin babasına yönelik hem özdeşleşme hem de ondan ayrışma ihtiyacını aynı anda taşıdığını gösteriyor.
Baba, bir yandan sevilen ve sahiplenilen aile figürü; diğer yandan politik vicdan, ideolojik miras, suçluluk kaynağı ve aşılması gereken bir otorite modeli olarak skecin merkezinde duruyor.
“BAŞIMA İŞ GELSİN” MİZAHININ DERİN ARKA PLANI
Göktaş’ın gösterisinin genelinde “aydın olma”, “bedel ödeme”, “başına iş gelmesi”, “eylemde görünme” gibi temaların da öne çıktığı görülüyor.
Bu temalar, babaya ilişkin geçmiş kayıtlarla birlikte değerlendirildiğinde daha anlamlı hâle geliyor. Baba figürü cezaevi, örgüt, dava ve ideolojik mücadele gibi sert süreçlerle anılıyorsa; çocuk açısından politik olmak yalnızca fikir beyan etmek değil, bedel ödemekle de ilişkilendiriliyor.
Bu nedenle babasının “seni niye almıyorlar?” şeklindeki ironik çıkışı, yalnızca komedi unsuru değil; aile içinde politik ciddiyetin risk ve bedel üzerinden ölçüldüğünü gösteren önemli bir işaret olarak okunuyor.
AİLE ŞAKASININ ÖTESİNDE BİR ANLATI
Deniz Göktaş’ın skecindeki baba vurguları, basit aile şakaları olarak değerlendirilmiyor.
Baba figürü; politik miras, erkeklik eksikliği, suçluluk duygusu, ideolojik yük ve babaya benzeme korkusu etrafında çok katmanlı bir anlatının merkezine yerleşiyor.
Göktaş, babasını sahnede sevgiyle ve mizahla anlatıyor; ancak bu sevgi, ağır ve çatışmalı bir politik mirasın gölgesinde şekilleniyor.
Bu yönüyle komedyenin baba anlatısı, sahnede güldüren ama arka planında çözülmemiş bir politik miras, bastırılmış gerilim ve yüzleşilmemiş bir aile geçmişi taşıyan dikkat çekici bir metin olarak öne çıkıyor.
ETİKETLER: #DenizGöktaş #İmranDenizGöktaş #StandUp #PolitikMizah #BabaFigürü #THKO #ÇorumOlayları #Psikanaliz #İdeolojikMiras #SonTV








