SON.TV/ŞAM
İsrail adına Suriye’de casusluk yapan ve “Kamil Emin Sabit” kimliğiyle Şam’da faaliyet gösteren Eli Cohen’in yakalanması ve sonrasında yaşananlar, aradan geçen 61 yılın ardından yeniden gündeme geldi.
Operasyonda görev alan emekli Suriyeli subay Said Caviş’in açıklamaları; Cohen’in sorgulanmasından kullandığı haberleşme diline, kolundaki saatin el değiştirmesinden naaşının nerede bulunduğuna ilişkin değerlendirmelere kadar birçok ayrıntıyı içeriyor.
SORGULAMADA FATİHA SURESİ’Nİ OKUMASI İSTENDİ
Suudi Arabistan merkezli Al Majalla’da yayımlanan röportaj dizisinde konuşan Caviş, Cohen’in dönemin Suriye Devlet Başkanı Emin Hafız’ın karşısına çıkarıldığı sırada yaşananları anlattı.
Caviş’in aktarımına göre Cohen, kendisini Kamil Emin Sabit adıyla tanıtarak Suriyeli bir Arap, tüccar ve Müslüman olduğunu söyledi. Bunun üzerine Emin Hafız, kendisinden Fatiha Suresi’ni okumasını istedi.
Cohen’in sureyi okurken hata yaptığını belirten Caviş, Hafız’ın bu durum karşısında Cohen’in ileri sürdüğü kimliği sorguladığını anlattı. Bu ayrıntı, Caviş’in aktardığı sorgulama sürecinin bir parçası olarak röportajda yer aldı.
DEFIN İÇİN NÖBET TUTULAN ASKERÎ KIŞLA SEÇİLDİ
Caviş, Cohen’in idam edilmesinin ardından naaşının nereye gömüleceği konusunda güvenlik kaygılarının belirleyici olduğunu söyledi.
İsrail’in naaşı ele geçirmek amacıyla bir girişimde bulunabileceğinin düşünüldüğünü aktaran Caviş, bu nedenle sürekli nöbet tutulan bir askerî kışlanın girişinin defin yeri olarak seçilmesine karar verildiğini belirtti.
Ancak hangi kışlanın tercih edildiğini kesin olarak bilmediğini de açıkça ifade etti. Caviş, buna rağmen Cohen’in naaşının bugün de Suriye’de bir askerî kışlanın önünde gömülü olduğunu düşündüğünü söyledi.
“COHEN’İN CESEDİ SURİYE’DE”
Naaşın akıbetine ilişkin değerlendirmesini İsrail’in olası tepkisi üzerinden açıklayan Caviş, şu ifadeleri kullandı:
“Cohen’in cesedi Suriye’de. Eğer İsrailliler naaşa ulaşmış olsaydı bunu çoktan duyurup büyük bir gürültü koparırlardı.”
Caviş’in bu açıklaması, naaşın bulunduğu yere ilişkin kendi kanaatini yansıtıyor. Hangi askerî kışlaya gömüldüğünü bilmediğini söylemesi nedeniyle, anlatımı kesin bir mezar yeri tespiti içermiyor.
KAYIP SAATİN HİKÂYESİNİ ANLATTI
Caviş’in açıklamalarında dikkat çeken bir diğer konu, Cohen’in yıllar sonra gündeme gelen kol saati oldu.
Eski Suriye Ulusal Güvenlik Bürosu Başkan Yardımcısı Ali Memlük ile bu konuda görüştüğünü anlatan Caviş, kendisine bir saat fotoğrafı gösterildiğini ve saati tanıyıp tanımadığının sorulduğunu belirtti.
Fotoğraftaki saatin Cohen’e ait olduğunu söylediğini aktaran Caviş, yakalandığı sırada saatin Cohen’in kolunda bulunduğunu ve daha sonra onu sorgulayan subay Abdülkadir Abdülcelil’e verildiğini ifade etti.
ŞARİKA’DA KARŞILAŞTIĞI SUBAY SAATİ GÖSTERDİ
Caviş, yıllar sonra Birleşik Arap Emirlikleri’nin Şarika kentinde Abdülcelil ile karşılaştığını da anlattı.
Bu karşılaşmada Abdülcelil’in kolundaki saati kendisine gösterdiğini belirten Caviş, görüşmede yaşananları şöyle aktardı:
“Ali Memluk bana saatin fotoğrafını gösterip tanıyıp tanımadığımı sordu. Ona bunun Cohen’in saati olduğunu söyledim. Yakalandıktan sonra saat kolundaydı ve onu sorgulayan subay Abdülkadir Abdülcelil’e verilmişti. Yıllar sonra Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Şarika kentinde karşılaştığım Abdülcelil, bana saati kolunda göstererek ‘Cohen olayından benden başka kimse yararlanmadı, saatini aldım’ diye övünmüştü.”
Caviş’in anlatımı, saatin Cohen’in yakalanmasının ardından kimde bulunduğuna ve yıllar sonraki bir karşılaşmada yeniden görülmesine ilişkin ayrıntıları ortaya koydu.
TELGRAFLARINI FRANSIZCA GÖNDERİYORDU
Cohen’in haberleşme yöntemlerine ilişkin de bilgi veren Caviş, mesajların Arapça veya İbranice yerine Fransızca gönderildiğini söyledi.
Caviş’e göre Cohen’in ilettiği telgraflar, Posta Enstitüsü Müdürü Ahmed Şevki Al-Rashi tarafından tercüme ediliyordu.
Mesajların içeriğini değerlendirirken bunların çoğunlukla günlük temaslara ilişkin bilgilerden oluştuğunu belirten Caviş, şu ifadeyi kullandı:
“Telgraflar genel olarak ‘falancaya gittim, falanca geldi’ türünden kritik olmayan günlük bilgiler içeriyordu.”
Bu değerlendirmesiyle Caviş, söz konusu telgraflarda karşılaştığı içeriklerin niteliğine ilişkin kendi gözlemlerini aktardı.
VATANDAŞLIK VE HÜKÜMETTE GÖREV İDDİASI
Caviş, Cohen’in Suriye’deki faaliyetlerinin uzun vadeli hedefi konusunda da bir değerlendirmede bulundu.
Cohen’in zaman içinde Suriye vatandaşlığı almayı ve hükümette bir görev üstlenmeyi amaçlamış olabileceğini ileri sürdü.
Bu açıklama, Caviş’in Cohen’in muhtemel hedeflerine ilişkin yorumunu içeriyor; kesinleşmiş bir plan olarak sunulmuyor.
MACİD EL-ARD’IN HAKSIZLIĞA UĞRADIĞINI SAVUNDU
Cohen davasında yargılanarak ceza alan iş insanı Macid el-Ard hakkında da konuşan Caviş, el-Ard’ın haksızlığa uğradığına inandığını söyledi.
Cohen ile el-Ard’ın yalnızca Avrupa’dan dönüş yolunda karşılaştıklarını belirten Caviş, ikili arasında sıradan bir yol arkadaşlığının ötesinde ilişki bulunmadığını savundu.
Bir seyahat sırasında tanışmış olmanın, karşıdaki kişinin casus olduğunu bilmek anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Caviş, görüşünü şu sözlerle ifade etti:
“Gezginler arasındaki tanışıklık, birinin diğerinin casus olduğunu bildiğini kanıtlamaz. Macid el-Ard’ın masum olduğuna inanıyorum.”
RÖPORTAJ DİZİSİNDE YAKALANMA SÜRECİ DE ELE ALINDI
Al Majalla’da yayımlanan röportaj dizisinin ilk üç bölümünde, Cohen’in kimliğinin ortaya çıkarılması, yakalanması ve operasyon sırasında ele geçirilen delillere ilişkin ayrıntılara yer verilmişti.
Caviş’in açıklamaları, yakalanma sürecinin yanı sıra sorgulama, idam sonrasındaki defin kararı, saatinin akıbeti ve davada ceza alan kişiler hakkındaki değerlendirmelerini de kapsadı.
ELİ COHEN KİMDİR?
İsrail’in en önemli casuslarından biri olarak kabul edilen Eli Cohen, 1962-1965 yılları arasında “Kamil Emin Sabit” takma adıyla Suriye’nin başkenti Şam’da faaliyet gösterdi.
Suriye’de üst düzey askerî yetkililerle yakın ilişkiler kuran Cohen, Golan Tepeleri’ndeki askerî faaliyetler ve Suriye yönetiminin karar alma süreçleri hakkında topladığı bilgileri İsrail’e iletti.
Casusluk faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasının ardından yargılanan Cohen, 18 Mayıs 1965’te Şam’da bir meydanda asılarak idam edildi.
ETİKETLER:
#EliCohen #SaidCaviş #Suriye #İsrail #Casusluk #FatihaSuresi #Şam #AlMajalla #SonTV









