3 Eylül 2026 · Perşembe · Özel Haberin Kaynağı
SON TV
SON DAKİKA
Yargıtay

Yargıtay’dan iki önemli karar: Nüfus kaydı ve ortaklığın giderilmesinde emsal nitelikte bozma!

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyize taşınan iki ayrı hukuk dosyasında yerel mahkeme kararlarını bozdu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, nüfus kaydındaki doğum tarihinin düzeltilmesi talebinde doğru sicilin oluşturulması gerektiğine dikkat çekerken, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ortaklığın giderilmesi davasında taraf teşkili, keşif, bilirkişi incelemesi ve muhdesat değerinin belirlenmesine ilişkin önemli tespitlerde bulundu. SON.TV/ANKARA Yargıtay’ın 2026 yılında verdiği iki ayrı kanun yararına bozma kararında, ilk derece mahkemelerinin kesinleşmiş hükümleri mercek altına alındı. Adalet Bakanlığı tarafından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesi kapsamında yapılan kanun yararına temyiz başvuruları üzerine dosyaları inceleyen Yargıtay, iki kararda da hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna ulaştı. NÜFUS KAYDINDA DOĞRU SİCİL VURGUSU Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2026/4751 Esas, 2026/5580 Karar sayılı ilamına konu dava, nüfus kaydındaki doğum tarihinin düzeltilmesi talebine ilişkin oldu. Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada

SON.TV/ANKARA

Sibel Kızılşu ve Ali Yıldız, ortak çocukları Emir’in nüfus kayıtlarında 11 Mart 2011 olarak bulunan doğum tarihinin düzeltilmesini istedi.

Yerel mahkeme, talep edilen değişikliğin davacı annenin eski evliliği dönemine rastladığı, bunun soybağı yönünden sorun oluşturabileceği gerekçesiyle davayı reddetti. Karar taraflarca temyiz edilmeyince 10 Eylül 2013 tarihinde kesinleşti.

ADALET BAKANLIĞI KANUN YARARINA TEMYİZE GÖTÜRDÜ

Kesinleşen karar daha sonra Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kanun yararına temyiz edildi.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davaların kamu düzeniyle yakından bağlantılı olduğuna işaret etti.

Yüksek Daire, mahkemelerin herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde doğru sicil oluşturma yükümlülüğünün bulunduğunu belirtti.

KEMİK GRAFİLERİ VE SAĞLIK KURULU RAPORU DOSYADA

Yargıtay incelemesinde, çocuğun tanıma yoluyla babası olarak davacı Ali’nin nüfusuna kayıtlı olduğu, tanımanın geçerliliğini koruduğu ve iptal edilmediği belirtildi.

Dosyadaki doğum belgeleri ve diğer kayıtlar çocuğun doğum tarihinin 11 Mart 2011 olduğunu gösterirken, kemik grafileri çekilerek gerçekleştirilen inceleme sonucunda düzenlenen 10 Mayıs 2013 tarihli sağlık kurulu raporunda çocuğun yaşının 20 ay ile uyumlu olduğunun tespit edildiği de kararda yer aldı.

Yargıtay, ortaya çıkan hukuki ve fiili durum karşısında doğum tarihinin düzeltilmesinin soybağını kendiliğinden değiştirmeyeceğini değerlendirdi.

DOĞRU NÜFUS KAYDI OLUŞTURULMASI GEREKİYOR

Yüksek Daire ayrıca ileride doğabilecek muhtemel nesep ihtilaflarının, nüfus kaydının gerçeğe uygun hale getirilmesine engel teşkil etmeyeceğini belirtti.

Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davalarının kamu düzeniyle yakından ilgili olduğunu vurgulayan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mahkemelerin gerçeği araştırarak doğru sicili oluşturma zorunluluğu bulunduğuna dikkat çekti.

Bu nedenle davanın kabul edilmesi gerekirken reddedilmesini usul ve yasaya aykırı bulan Daire, Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararını kanun yararına bozdu.

Karar, 14 Mayıs 2026 tarihinde oy birliğiyle verildi.

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİNDEN ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ KARARI

İkinci önemli karar ise Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nden çıktı.

Dairenin 2026/2699 Esas, 2026/2910 Karar sayılı dosyasında Darende Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ortaklığın giderilmesine ilişkin kararı incelendi.

Davacı İsmet Ateş, 135 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerine bazı hissedarların bilgisi ve rızasıyla yayla evi yaptığını belirterek taşınmazdaki ortaklığın aynen taksim, bunun mümkün olmaması halinde satış yoluyla giderilmesini talep etti.

İlk derece mahkemesi davayı kabul ederek taşınmazdaki ortaklığın açık artırma yoluyla satış suretiyle giderilmesine karar verdi.

51 BİN 920 LİRALIK MUHDESAT BEDELİ

Mahkeme ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan ve kararda kargir ev olarak belirtilen muhdesatın satışından elde edilecek bedelden 51 bin 920 liranın İsmet Ateş’e ödenmesine, kalan bedelin ise taraflara tapu kayıtlarında gösterilen payları oranında dağıtılmasına hükmetti.

Karar istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşti.

Adalet Bakanlığı bunun üzerine kararı kanun yararına temyiz ederek dosyayı Yargıtay’a taşıdı.

TARAF TEŞKİLİ SAĞLANMADAN KARAR VERİLDİ

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi incelemesinde önemli usul eksiklikleri tespit etti.

Kararda, davalılardan Oya Kılıç’ın mirasçılarına gerekçeli kararın tebliğ edilmiş olmasına rağmen mirasçıların davaya dahil edilmediği belirtildi.

Yargıtay, paydaşlığın giderilmesi davalarının iki taraflı ve tarafları açısından benzer sonuçlar doğuran davalar olduğuna dikkat çekti.

Daire, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer almasının zorunlu olduğunu, paydaşlardan birinin ölmesi halinde ise mirasçılık belgesine göre mirasçıların davaya katılımı sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerektiğini belirtti.

KEŞİF VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPILMALIYDI

Yargıtay’ın tespit ettiği bir diğer eksiklik ise taşınmaz üzerinde mahallinde keşif yapılmaması ve bilirkişi raporu düzenlenmemesi oldu.

Yüksek Daire, ortaklığın satış yoluyla giderilmesi halinde taşınmaz üzerinde bina, ağaç ve benzeri bütünleyici parçaların bulunması durumunda bunların da arsa ile birlikte satılması gerektiğini belirtti.

Muhdesatın bazı paydaşlara ait olması halinde ise arsa ile muhdesat değerlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği kaydedildi.

Yargıtay kararına göre, arsanın ve muhdesatın değerleri belirlendikten sonra taşınmazın toplam değeri içinde muhdesata isabet eden oran hesaplanmalı; satış sonucunda elde edilen bedelin muhdesata karşılık gelen bölümü muhdesat sahibine, kalan kısmı ise paydaşlara hisseleri oranında dağıtılmalı.

MUHDESATIN DEĞERİ AYRI AYRI TESPİT EDİLECEK

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin öncelikle Oya Kılıç’ın mirasçılarını davaya dahil ederek taraf teşkilini tamamlaması gerektiğine hükmetti.

Ardından taşınmazda keşif yapılması, bilirkişiden rapor alınması ve dava tarihi itibarıyla arsa ile muhdesat değerlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

Bu değerler üzerinden muhdesatın taşınmazın toplam değerine oranının hesaplanması ve satış bedelinin de bu oran dikkate alınarak paylaştırılması gerektiği belirtildi.

İKİNCİ KARAR DA KANUN YARARINA BOZULDU

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, söz konusu işlemler gerçekleştirilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulmasını doğru bulmadı.

Adalet Bakanlığı’nın HMK’nın 363/1. maddesine dayalı kanun yararına temyiz istemini kabul eden Daire, Darende Sulh Hukuk Mahkemesi kararının sonucuna etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar verdi.

Karar 3 Haziran 2026 tarihinde oy birliğiyle alındı.

KANUN YARARINA BOZMA HUKUKİ SONUCU ORTADAN KALDIRMIYOR

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin kararında, HMK’nın 363. maddesindeki kanun yararına temyiz sisteminin kapsamına da yer verildi.

Buna göre kesin olarak verilen veya istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarda yürürlükteki hukuka aykırılık bulunması halinde Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulabiliyor.

Yargıtay’ın talebi yerinde görmesi halinde karar kanun yararına bozuluyor. Ancak bu bozma, kararın taraflar bakımından daha önce doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldırmıyor.

ETİKETLER: #Yargıtay #Yargıtay2HukukDairesi #Yargıtay7HukukDairesi #AdaletBakanlığı #KanunYararınaBozma #NüfusKaydı #DoğumTarihi #OrtaklığınGiderilmesi #Muhdesat #Hukuk #Yargı #SonTV