Türkiye’de devletin hafızasında derin yaralar bırakan operasyonların büyük kısmı, yargı eliyle, daha doğrusu yargının içinden sızan örgütler aracılığıyla gerçekleştirilmiştir.
7 Şubat MİT Krizi, 17-25 Aralık Polis-Yargı Kumpası ve Ergenekon/Balyoz gibi davaların ortak noktası şudur:
HSYK, yani yargının yönetim ve denetim merkezi, bu operasyonların hazırlık karargâhı haline getirilmiştir.
FETÖ’NÜN DEVLETİ SİSTEM İÇİNDEN ELE GEÇİRME PLANI: HSYK’YA SIZDILAR
FETÖ’nün ilk sistematik hedefi, dönemin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) olmuştur.
İbrahim Okur’un da içinde bulunduğu Fetullahçı kadrolar; Zekeriya Öz, Celal Kara, Fikret Seçen, Bilal Bayraktar, Muammer Akkaş ve Mehmet Berk gibi isimleri adım adım yargı teşkilatının merkezine yerleştirmiştir.
“FETÖ’nün 17-25 Aralık darbe girişimi öncesi bütün düğümleri, HSYK üzerinden örüldü. Yargıyı dizayn edenler, doğrudan devleti hedef aldılar.”
Bu tablo gösteriyor ki, yargının merkezine yerleşmiş hiçbir tehdit, yalnızca hukuk düzenine zarar vermez; devletin bütünlüğünü doğrudan hedef alır.
YÜKSEK YARGIYA SIZMALAR TEKRARLANMAMALI
Abdurrahman Şimşek analizinde çok kritik bir noktaya parmak basıyor:
Bugünün yüksek yargı mensuplarının büyük kısmı, dünün ilk derece mahkeme hâkim ve savcılarıydı. Eğer ilk kademe iyi yönetilmezse, yüksek yargı organları tekrar bir “operasyon merkezi”ne dönüşebilir.
“Devlet olarak artık bu tür odak kayıplarına tahammülümüz yok. HSK’nın tekrar elden gitmesi, sadece bir kurumun değil, devletin çökmesi demektir.”
SON 4 YILDA TARİHİ PERFORMANS: EKİNCİ VE KOÇ’UN ÖNDERLİĞİNDE
Bugünkü adıyla HSK, son dört yılda örnek gösterilecek bir yönetim performansı ortaya koymuştur.
Mehmet Akif Ekinci (2. Daire Başkanı) ve Halil Koç (1. Daire Başkanı) liderliğinde HSK’da:
• Genel Kurul, 1. ve 2. Daireler ile Teftiş Kurulu tam uyum içinde çalışmış, koordinasyon hiç bozulmamıştır.
• Tüm atama ve disiplin dosyaları zamanında ve eksiksiz karara bağlanmıştır.
• 26 binin üzerindeki hakim-savcı hakkında şikayet ve soruşturma yürütülmüş; etik dışı davranış gösterenler hakkında derhal yasal işlemler yapılmıştır.
• Kararnameler muntazam çıkarılmış, yargı işleyişinde aksama yaşanmamıştır.
• 40 yıldır 3 ay süren terfi süreçleri, bu dönemde 20 gün ile 1 ay arasında tamamlanmıştır.
• Teftiş Kurulu, FETÖ sonrası en verimli dönemini geçirmiştir.
• Rüşvet ve yolsuzluğa bulaşan hakim-savcılar tereddütsüz açığa alınmış ve ihraç edilmiştir.
HALİL KOÇ: STRATEJİK YÖNETİMİN ADI
İdari yargı kökenli olan Halil Koç, HSK 1. Daire’ye başkanlık etmektedir.
Bu daire, tüm atamalardan sorumlu olup, yargıdaki insan kaynağının en kritik denge noktasıdır.
“Koç, sadece idari yargıyı değil; adli yargının da sistemik sorunlarını bilen ve çözüm üretebilen çok nadir isimlerden biridir.”
Stratejik zekasıyla adli ve idari yargıdaki süreçlerin mükemmel işlemesini sağlamış; soruşturmaların hakkaniyetle yürütülmesinde belirleyici rol oynamıştır.
MEHMET AKİF EKİNCİ: DEVLET AKLINI SAHAYA YANSITAN HUKUKÇU
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki sosyolojik yapıyı bilen, devletin oradaki reflekslerini saha gerçekliğiyle buluşturan Mehmet Akif Ekinci, yalnızca teknik bir yargı bürokratı değil; devlet aklını taşıyan bir hafıza insanıdır. 1. ve 2. Daire arasında kurduğu eşgüdüm, HSK tarihinde istikrar örneği olarak kayıtlara geçmiştir.
“Bahçeli’nin sıklıkla vurguladığı gibi, bölgeyi bilen kanaat önderlerinin sistemde olması gerekir. Ekinci bu vizyonun vücut bulmuş hâlidir.”
Aynı zamanda FETÖ’nün yargıdan sökülüp atılmasında en ön safta yer almış, disiplin süreçlerinde taviz vermeyen kararlılığıyla ön plana çıkmıştır.
Mehmet Akif Ekinci, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in “”otoriteden (İsrail) izin almalıydılar” sözleriyle destek verdiği mavi Marmara katliamı ile ilgili iddianameyi hazırlayan ve dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısıydı. İsrail’in katliama ilişkin tüm tezlerini çürüttü. FETÖ’cülerin ‘Soruşturmayı kapat’ baskılarına meydan okuyan Ekinci, Tel Aviv’in saldırı bölgesindeki egemenlik iddiasına darbe vurdu ve olayda katledilen Türk vatandaşlarının hukuki haklarını israilli katiller hakkında kırmızı bülten çıkartarak sonuna kadar takip etti.
Katiller hakkında düzenlediği 100 sayfalık iddianame,
Uluslararası alanda İsrail hakkında açılan ilk hukuki metin olma özelliğine haiz oldu.
ANAYASAL DAYANAK: YENİDEN SEÇİLME ÖNÜNDE ENGEL YOK
Anayasa’nın 159. maddesine göre, HSK üyeleri dört yıllığına seçilir ve bir kez daha seçilebilir.
Ekinci ve Koç’un görev sürelerinin sona eriyor olması, yeniden seçilemeyecekleri anlamına gelmiyor.
Külliye kulislerine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğrudan atayacağı 4 üyeden ikisi için bu iki ismin adı ön planda.
BU BİR SEÇİM DEĞİL, BİR DEVLET REFLEKSİDİR
“HSK tekrar elden giderse, devlet çöker” diyen Abdurrahman Şimşek, analizini şu ifadelerle tamamlıyor:
“Türkiye artık hata yapamaz. Bu iki ismin HSK’da kalması, geçmişin kazanımlarının korunması, FETÖ benzeri yapıların tekrar sızmasının önlenmesi, ve en önemlisi yargı eliyle devletin çökertilmesi senaryolarına karşı kurumsal bir sigorta olması açısından zorunludur.”
Mehmet Akif Ekinci ve Halil Koç, yalnızca bir kurulun üyeleri değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı direncini ayakta tutan isimlerdir.
Bu direncin korunması, sadece bugünü değil, yarını da güvence altına alacaktır.
