SON.TV/İSTANBUL
Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman’ın koordinasyonunda yürütülen soruşturmada telefonun akıbetine yönelik iddianame düzenlendi.
Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’ne hitaben hazırlanan 2 Ekim 2026 tarihli iddianamede, A.G.D.K. ile H.T.K. hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlaması yöneltildi.
OLAY YERİNDEN ALINAN TELEFONA PARMAK İZİ İNCELEMESİ
İddianameye göre, Denizolgun’un ölümüne ilişkin kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, kendisine ait telefon olay yerinden alınarak parmak izi incelemesine tabi tutuldu.
Telefon, incelemenin ardından Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasına gönderildi. Başsavcılık tarafından tereke işlemleri için Sulh Hukuk Mahkemesi’ne iletilen cihaz, tereke eşyaları arasında yer aldı.
TEREKE EŞYALARININ TESLİMİNE 2017’DE KARAR VERİLDİ
İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 4 Mayıs 2017 tarihli kararıyla, tereke eşyalarının A.G.D.K.’ye teslim edilmesine hükmedildiği belirtildi.
Soruşturma kapsamında, eşyaların listesi ile şüphelinin vekiline teslim edildiğini gösteren belgeler dosyaya alındı.
TANIK AVUKAT TESLİM SÜRECİNİ ANLATTI
İddianamede beyanına yer verilen tanık avukat, eşyaları çuval içerisinde teslim aldığını, çuvalın içindekilere bakmadığını ve eşyaların listesinin bulunduğunu söyledi.
Tanık, H.T.K. ile görüşmesinin ardından onun yönlendirmesi doğrultusunda çuvalı Kısıklı’daki bir eve götürdüğünü ve evdeki çalışana teslim ettiğini beyan etti.
Savcılık, telefonun da bu şekilde teslim edilen tereke eşyaları arasında bulunduğunu kaydetti.
ARAMALARDA TELEFONA ULAŞILAMADI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, H.T.K.’nin ikametinde yapılan aramaya ilişkin belgeler de dosyaya getirildi.
Denizolgun’a ait telefonun arama evrakında bulunmaması üzerine, cihazın tanımlayıcı bilgileri ve fotoğrafları Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderildi. El konulan telefonlar arasında söz konusu cihazın bulunup bulunmadığının belirlenmesi istendi.
İddianamede, 30 Eylül 2026 tarihli tutanakta Denizolgun’a ait telefonun ele geçirilemediğinin belirtildiği aktarıldı.
ŞÜPHELİLERİN SAVUNMALARI DOSYADA
İddianameye göre H.T.K., telefonu kendisinin aldığını kabul etti. A.G.D.K. ise tereke konusu eşyalarla kendisinin ilgilenmediğini savundu.
Savcılık, A.G.D.K.’nin savunmasına karşılık, mahkeme kararıyla kendisine teslimine hükmedilen telefonun muhafazasından sorumlu olduğu değerlendirmesinde bulundu.
MESAJ, FOTOĞRAF VE NOTLARIN DELİL NİTELİĞİ VURGULANDI
İddianamede, telefon üzerinde olay sonrasında parmak izi incelemesi yapıldığı, ancak cihazın içeriğine ilişkin teknik ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmediği belirtildi.
Savcılık; telefondaki mesaj içerikleri, fotoğraflar ve notların, Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmanın aydınlatılmasında önemli delil teşkil edebileceğini kaydetti.
Telefonun teslim alınmasına rağmen yok edildiğini ileri süren savcılık, şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluştuğu değerlendirmesine yer verdi.
İKİ ŞÜPHELİ İÇİN CEZALANDIRMA TALEBİ
Savcılık, iki şüphelinin Türk Ceza Kanunu’nun 281/1. maddesinde düzenlenen “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan yargılanarak cezalandırılmasını talep etti.
İddianamede ayrıca TCK’nin 53. maddesindeki hükümlerin uygulanması ve yargılama giderlerinin şüphelilerden tahsil edilmesi istendi.
ETİKETLER: #ArifAhmetDenizolgun #BakırköyCumhuriyetBaşsavcılığı #BarışDuman #DenizolgunSoruşturması #KayıpTelefon #İddianame #Yargı









