SON TV

Türkiye’de tekrar darbe olabilir mi? Uludere olayının perde arkası

15 Temmuz hain darbe girişiminden bu yana sorulan ve Rus Aleksey Muhin tarafından tekrar ortaya atılan “İkinci bir darbe girişimi olabilir mi?” sorusunun cevabını araştırdığımız dördüncü analiz!

Türkiye’de tekrar darbe olabilir mi? Uludere olayının perde arkası

SON.TV- 15 Temmuz hain darbe girişiminden bu yana sorulan ve Rusya Siyasi Bilgiler Merkezi Direktörü Aleksey Muhin tarafından tekrar ortaya atılan “İkinci bir darbe girişimi olabilir mi?” sorusunun cevabını, TSK geçmişi olan kaynaklara dayandırarak araştırdı.

İşte bu araştırma hakkındaki Dördüncü analiz yazımız!

Daha önceki yazılarımızda Rusya Siyasi Bilgiler Merkezi Direktörü Aleksey Muhin’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın FETÖ’ye yönelik temizlik yapmasına rağmen, kalan ABD destekli darbeci kalıntıları ile 15 Temmuz girişiminin tekrarlanabileceği iddiasını, 15 Temmuz öncesi ve gecesini irdeleyerek değerlendirmiştik.

15 Temmuz öncesi ile ilgili Türkiye’de darbelerin hangi grup ve düşünce adı altında olduğunun önemli olmadığını, hepsinin mandacı zihniyetinin hâkimiyeti altında olduğunu belirtmiştik. Kısaca kuklacının aynı olduğunu, kuklaların değiştiğini yazmıştık.

İkinci yazımızda; 15 Temmuz gecesinde ülkeyi savunmak zorunda olanların yapmadıklarının, yapılanlar kadar önemli olduğunu, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının tehlikeye düşmesi durumunda her kamu görevlisinin harekete geçmek zorunda olduğunu yazmıştık.

Üçüncü yazımızda ise; 15 Temmuz girişiminin farklı bitmesi durumunda sonuçlarının neler olacağını irdelemiştik. Halkın sokağa çıkmadığı her durumda Türkiye Cumhuriyetinin tartışmasız istiklalinden ve muhteşem istikbalinden ödün verebileceğini, iç savaş çıkabileceğini, Irak ve Suriye gibi bölünebileceğini vurguladık. Tüm bu yorumların, yaşanmış örneklerini vererek yapılmış analizini aşağıdaki linklerden bulabilirsiniz.

BİRİNCİ YAZI İÇİN TIKLAYIN! 15 TEMMUZUN ANA PLANLAYICILARI!

İKİNCİ YAZI İÇİN TIKLAYIN! 15 TEMMUZDA KİMLER TARAFINI BELLİ ETMEK İÇİN BEKLEDİ!

ÜÇÜNCÜ YAZI İÇİN TIKLAYIN! 15 TEMMUZ BAŞARILI OLSAYDI NE OLURDU!

DARBE ORTAMININ HAZIRLANMASI!

 Türkiye’de yapılan her darbeden önce darbe şartlarının oluştuğunu, daha doğrusu hazırlandığını gördük. 15 Temmuz öncesi darbe ortamı oluşmuş mudur, hazırlanmış mıdır? Bu sorunun cevabını vermek için 15 Temmuz öncesi darbe ortamını hazırlayabilecek yaşadığımız önemli olaylara göz atmak gerekir.

İnternette 15 Temmuz 2016 öncesi geçmiş 5 yıla ait olayları incelediğimizde bizce kontrol altına alınmasaydı herkes tarafından kabul edilen darbe şartlarını hazırlayacak olaylar:

  1. Uludere,
  2. Rus Uçağının vurulması,
  3. Suriye’den Türkiye’ye sokulan teröristlere yaptırılan büyükşehirlerdeki bombalı saldırılardır.

Gelin eldeki veriler ile bu olayların analizini yapalım.

ULUDERE OLAYI 15 TEMMUZ İÇİN HAZIRLIK MIYDI?

Uludere olayında 34 kaçakçı vatandaş yanlış istihbarat sonucu vurulmuştur. Medyada birçok haberde Uludere Olayı’nın arkasında FETÖ olduğu defalarca yazılmıştır. Bu olay öncesinde TSK’nın İç Güvelik Harekâtında, Hava Kuvvetlerini en etkin güç olarak yoğunlukla kullandığı bir gerçektir. Uludere Olayı sonucunda PKK’ya karşı hava desteği istek usullerinde prosedürün artırılıp artırılmadığı, hava desteğinin sağlanması kapsamında isteklerin daha zor kabul edilip edilmediği araştırılması gereken bir konudur. Çünkü Uludere olayından sonra birden bire cesaretlenen PKK “vur-kaç” taktiğinden “vur-kal” taktiğine dönmüştür.

2012 yılında Medyada “Terör örgütü PKK mensuplarının çatışmalarda ‘vur-kaç’ taktiği kullandığı biliniyor. Ancak bu kez PKK’lı teröristlerin taktik değiştirerek ‘vur-kal’ yaptığı yani çatışmalardan kaçmadıkları ve bulundukları mevziyi koruma yoluna gittikleri belirtildi” tarzı haberler manşet yapılmıştır. PKK bu taktikte o kadar başarılı olmuştur ki, Selahattin Demirtaş “Şemdinli ile Çukurca arasındaki 400 kilometrelik bir alanın örgütün denetiminde” olduğunu, “askerin bu bölgelere karadan operasyon yapamadığını” iddia etmiştir. İşte tam bu tarihte Ağustos general tayinleri ile Afrin Harekâtının Komutanı Metin Temel Paşa sıkıntının yaşandığı bölgeye tümen komutanı olarak atanmıştır. İcra edilen operasyonlardan sonra PKK “vur-kal” taktiğini bırakarak, arkasına bakmadan “durma-kaç” taktiğine dönmüştür. Eğer; PKK, Demirtaş’ın iddia ettiği gibi, bölgedeki hâkimiyetini sürdürebilseydi, sizce Türkiye’de nasıl bir iç karışıklık çıkardı? Hükümet seçimlerde nasıl bir sonuç alabilirdi?

PKK bölgede hâkimiyetini devam ettirebilecek lojistik desteği bulabilecek miydi? Çünkü; Uluslararası Çatışma Kurallarına göre silahlı bir güç, bir bölgede, ilgili devlete rağmen hâkimiyet kurabiliyor ise, legal olarak insanı yardım çerçevesinde yurt dışından yardım alabilir. Bunun en güzel örneği Suriye’deki muhaliflerdir. Muhalifler İdlip çevresinde silahlı hâkimiyeti sağlayabildikleri için Uluslararası Çatışma Kuralları çerçevesinde yurt dışından legal olarak yardım alabiliyorlar. PKK da Şemdinli’de hâkimiyetini sürdürebilseydi, bölgede tutunabilseydi; yurt dışından Uluslararası Çatışma Kuralları çerçevesinde legal olarak yardım alabilecekti. İnsani yardım adı altında YPG’ye yapıldığı gibi silah ve mühimmat yağacaktı. Bize oynanan oyun büyük, ama BİZ NE KADAR FARKINDAYIZ!

ULUDERE OLAYINDAN HEMEN ÖNCE AK PARTİ, FETO KAVGASI BAŞLADI!

Uludere Olayı, hükümet ile Fethullahçıların aralarının bozulduğu döneme denk gelmiştir. Time Türk’e Röportaj veren Merve Şebnem “Gülen Cemaati’nin Erdoğan’dan mecliste 150 kadar sandalye istediğini, Erdoğan’ın bunu kabul etmediğini ve kırılmanın Haziran-Temmuz 2011 sürecine denk geldiğini” söylemiştir. Merve Şebnem’in verdiği AK Parti–Fethullahçılar kavgasının başladığı tarihten 5 ay sonra Uludere Olayı 28 Aralık 2011’de olmuştur. Hava Desteğinin azalacağını düşünen PKK hemen “vur-kal” taktiğine dönmüş ve yurt dışından destek alarak KURTARILMIŞ BÖLGE oluşturabilmek için bölge hâkimiyetini ele geçirmeye çalışmıştır. Kuklacı bu olayda birden fazla kukla kullanmıştır.

ULUDERE OLAYI İLE İLGİLİ SORULAR!

Uludere Olayı Irak topraklarında, sınır ötesinde gerçekleştiği için İHA (İnsansız Hava Aracı) istihbaratı ön plana çıkmaktadır. Çünkü sınır dışındaki düşman, bölgede Türk Askeri olmadığı için sadece İHA ile takip edilebilir. İHA ile düşman tanıma konusunda en deneyimli personel, İHA Filo Komutanı ve onun altında çalışan İHA’ları Kontrol eden personeldir.

Uludere olayı ile ilgili internette yer alan İHA Filo Komutanı ile İHA’yı Kontrol eden yüzbaşının ifadelerinde yer alan bilgilerden yola çıkarak sorulması gereken bizce birkaç soru vardır:

  • İHA Operatörleri ekrandaki görüntüyü kaçakçı olarak tanımlamışlar mıdır?
  • Kaçakçı olarak tanımladıysalar; bağlı bulundukları komutana, görüntülerin kaçakçı olduğunu bildirmişler midir?
    • İHA operatörleri, görüntülerin kaçakçı olma ihtimalini komutanlarına bildirdiyseler; komutan Genelkurmay, Kara ve Hava Kuvvetleri Harekât Merkezine görüntülerin kaçakçı olma ihtimalinin yüksek olduğunu bildirmiş midir?
    • Bildirmediyseler; bildirmeyen ilgili kişi veya kişiler Uludere Olayında soruşturma geçirmişler midir? Yoksa başka bir olay ile soruşturma dışı mı tutulmuşlardır?
  • Soruşturmayı güvenilir bir savcı mı, yoksa MİT Tırları olayında olduğu gibi FETÖ savcısı mı yürütmüştür?
  • Uludere Olayını soruşturan, varsa suçluları gizleyen, olayı kapatan FETÖ askeri savcıları ve hâkimleri 15 Temmuz’da nasıl rol almışlardır?
  • Olayda suçu veya ihmali olan kişileri örtmek için medyaya yönlendirici açıklamalar yapılmış mıdır?

Bu soruların çoğunun cevabının internet ortamında, olayları yaşayan kişilerin ifadelerinde mevcut olduğunu bilginize sunuyoruz.

RUS UÇAĞI OLAYI 15 TEMMUZ İÇİN HAZIRLIK MIYDI?

AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu “Rus uçağını ABD‘nin bilgisi dâhilinde FETÖ düşürdü” diye twitter’da iddiada bulunmuştur. Bu iddianın analizini gelin hep beraber yapalım.

İlk soru: Rus Uçağına uygulanan angajman kuralı doğru mudur?

FETÖcüler NATO ile içli dışlı oldukları için çok iyi bilirler ki; Bir angajman kuralının konulabilmesi için angajmana yönelik politik ve askeri şartlar değerlendirilir. Türkiye, Suriye helikopterini vurdu çünkü; Suriye hava araçları için uygulanan angajman kuralı, onların bizim uçağımızı düşürdükleri için, bize politik ve askeri açıdan Suriye hava araçlarını vurmamıza dayanak sağlıyordu.

Rus uçağını vurmanın politik veya askeri kazancı var mıdır?

Yıllarca savaş uçaklarında uçmuş Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş bu konu ile ilgili “Bir Rus Savaş Uçağı Düşürmenin Anatomisi” kitabında sınırlarımızı ihlal eden yabancı uçakların hepsine neden aynı angajman kuralların uygulanmaması gerektiğini çok net bir şekilde açıklamaktadır. Bize karşı düşmanca niyet göstermeyen, bilerek veya bilmeyerek hava sahamızı ihlal eden her uçak düşürülmeli midir? Eğer öyleyse bugüne kadar kaç tane Yunan uçağı düşürmüş olurduk?

Sayın Beyazıt Karataş’ın kitabı incelendiğinde Rus uçağı olayında angajman kurallarının uygulanmasında da sorunlar var gibi gözükmektedir. Çünkü Rus uçağının vurulmasının icrasına baktığımız zaman yine medyada yer alan bilgilerden birçok soru ortaya çıkıyor. Medyada Rus uçaklarının sınırı geçmeden önce telsizden 10 kere uyarıldığı açıklandı. Rus uçaklarındaki telsizler ile uyarı yapan yetkililerin telsizleri birbirine uyumlu muydu? Rus uçağının Suriye Hava Sahasında uçması için izin alması gerekmez, bu nedenle Suriye üzerinde olduğunda yapılan uyarıların çok anlamı var mıdır? Uluslararası Angajman Kurallarında teamülen -sınır ihlali yapıldıktan sonra- telsizden uyarı yapılır,

Rus Uçağı, Türk hava sahasına girdikten sonra 17 saniye hava sahamızda kalıyor. Bu süre içerisinde telsizden uyarıldı mı? Uluslararası Angajman Kurallarında teamülen önce uyarı atışı yapılır. Rus uçağı sınır ihlali yaptıktan sonra uyarı atışı yapıldı mı? İki devleti savaştıracak ve haritadan silecek kadar önemli bir olaya yönelik angajman kuralının uygulama yetkisi, olayın stratejik sonuçlarını değerlendiremeyecek alt seviyelerdeki personele kadar düşürüldü mü? Rus uçağını vurulmasında hep pilot suçlandı. Pilot bu olayda uçağı vuran silah mıdır? Eğer pilot sadece silah ise, tetiği çeken el yani tetiğin çekilmesini emredenler kimlerdir? Öyleyse neden medyada hep pilot ön plana atılıyor?

Rus uçağı vurulduktan sonra eğer Rusya itidalli davranmasaydı ve Türkiye zamanında krizi çözen adımlar atmasaydı ne olurdu? Rus uçağı vurulduktan sonra ABD hemen “Bu olay Türkiye ile Rusya arasındadır” açıklaması yaparak, Rusya’ya “Bak Türkiye hak etti, sende onun uçaklarını vur” mesajını vermiş midir?

Eğer Rusya bizim uçaklarımızı vurmaya başlasaydı, tarihten gelen genlerimiz nedeniyle biz de onları vurmaya başlayacaktık. Bu durumda kahraman NATO’nun bizi koruma kılıfı altında İstanbul’a konuşlanarak olaya el koyma olasılığı sizce neydi?

NATO’nun veya Uluslararası Koalisyonların müdahale ettiği hangi ülkeye barış gelmiştir? Rus uçağını vurduktan sonra Suriye’deki etkimizin sona ermesi nedeniyle; ABD YPG’yi Akdeniz’e çıkarma operasyonunu tamamlayabilecek miydi? DEAŞ’e karşı Azez-Carablus hattında yaptığımız savaşın Hatay-Gaziantep-Urfa-Mardin hattına taşınma ihtimali ne kadar olacaktı? PKK/YPG, Güneydoğuda icra ettiği çukur savaşlarından nasıl bir sonuç alacaktı? Bizim analizimize göre bu soruların cevapları bellidir.

Mandacılar -bizim batı ekseninde uydu olmamızı istediklerinden- hiçbir zaman yörüngeden çıkmamızı istemezler. Bu nedenle en kritik soru:

Bağımsız Suriye Politikası, Milli Silah Sanayisi ve ekonomisi ile ABD tarafından ekseni kaydığı düşünülen Türkiye, Rus-Türk çatışması sonrası tekrar batının kucağına oturtulabilecek miydi? Sizce?

BÜYÜKŞEHİRLERDEKİ PATLAMALAR 15 TEMMUZ İÇİN HAZIRLIK MIYDI?

15 Temmuz Kalkışması öncesinde büyükşehirlerde ülkemizde asayişin olmadığını, hükümetin halkın güvenliğini sağlayamadığını göstermek için Suriye ve Irak’tan getirilen teröristler ile sivil, asker ve polislerin hedef alındığı birçok bombalı terör saldırısı gerçekleşmiştir.

  • 5 Haziran 2015 tarihinde HDP Diyarbakır mitinginde IŞİD tarafından bir bombalı saldırıda 5 kişi hayatını kaybetmiş, 400’ün üzerinde kişi de yaralanmıştır.
  • 10 Ağustos 2015’te İstanbul Sultanbeyli’de, Fatih Polis Merkezi’ne bomba yüklü araçla bir saldırı düzenlenmiş, saldırının ardından çıkan çatışmada 1 polis memuru şehit olmuş, 10 kişi de yaralanmıştır.
  • 10 Ekim 2015’te Ankara’da gerçekleştirilen Barış Mitingi’nin toplanma yeri olan Tren Garı’nın önünde 2 bomba ile yapılan saldırıda tam 109 kişi hayatını kaybetmiş, 500’ü aşkın vatandaş yaralanmıştır. Saldırı, tarihe ‘Türkiye’de yapılan en kanlı terör eylemi’ olarak geçmiştir.
  • 12 Ocak 2016‘da İstanbul Sultanahmet meydanında, Suriye kökenli 28 yaşındaki bir saldırgan turist kafilesinin arasına girerek üzerindeki bombayı patlatmış, 13 kişi olay yerinde ölmüş, 16 kişi de yaralanmıştır.
  • 17 Şubat 2016’da Ankara’nın kalbine bomba yüklü araçla bir saldırı düzenlenmiş, bomba yüklü araç Genelkurmay, TBMM ve Kuvvet Komutanlıklarının yakınında 5 askeri servis aracının geçişi sırasında patlatılmış, Saldırıda 29 kişi ölmüş, 61 kişi yaralanmıştır.
  • 13 Mart 2016’da Ankara’nın kalbi Kızılay’da bomba yüklü bir araçla saldırı düzenlenmiş, saldırıda 37 kişi ölmüş, 125 kişi yaralanmıştır.
  • 19 Mart 2016 tarihinde, Taksim İstiklal Caddesi’nde Beyoğlu Kaymakamlığı önünde bir intihar saldırısı düzenlenmiş, 4 kişi ölmüş, 36 kişi de yaralanmıştır.
  • 27 Mart 2016’da Bursa’da, kent merkezinde Ulu Camii yakınında TAK’ın üstlendiği canlı bomba saldırısında ise 13 kişi yaralanmıştır.
  • Gaziantep Emniyet Müdürlüğü önünde 1 Mayıs 2016 tarihinde IŞİD tarafından bomba yüklü araçla bir saldırı düzenlenmiş, saldırıda 3 polis memuru şehit olmuş, 22 kişi yaralanmıştır.
  • 7 Haziran 2016 tarihinde, İstanbul Veznecilerde bomba yüklü araçla bir saldırı gerçekleştirilmiş, TAK’ın üstlendiği bu saldırıda 11 kişi hayatını kaybetmiş, 36 kişi yaralanmıştır.
  • İstanbul Atatürk Havalimanı’nda 28 Haziran 2016 akşam saatlerinde düzenlenen terör saldırısında 44 kişi hayatını kaybetmiş, 237 kişi yaralanmıştır.
  • 20 Ağustos 2016 tarihinde Gaziantep’in merkez Şahinbey ilçesinde sokakta yapılan düğünde kalabalığın arasına karışan canlı bomba terörist, üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirmiş, Patlamada 54 kişi hayatını kaybetmiş, 91 kişi de yaralanmıştır.

Değerli okuyucularımız “üf içimiz daraldı” dediğinizi duyar gibiyiz. Ama burada verilen rakamların hepsi tek başına bir insan hayatını temsil ediyor. Yüzlerce vatandaşımız şehit olmuş, binlercesi ise sakat kalmış, yaralanmış olmalarının sebebi 15 Temmuz Kalkışması’nın ortamının hazırlanması değil midir?

1980 Darbesi sonrası sağ sol çatışmalarının birden bire bitmesi gibi, büyükşehirlere düzenlenen terör saldırıları da 15 Temmuz Kalkışması sonrası bıçak gibi kesilmiştir. Bu bile tek başına büyükşehir terörist saldırılarının darbe ortamının hazırlanması için olduğunu göstermiyor mu?

Ama sizler 15 Temmuz’da hain saldırıya “Dur” diyerek 15 Temmuz Şehitlerinin ruhlarına huzur verdiniz, intikamlarını aldınız. Türk Milletinin Kaderine sadece seçimlerle kendi karar vereceğini, dış destekli tüm darbelere karşı duracağınızı tüm dünyaya gösterdiniz.

DARBELERİ ÖNLEMEK İÇİN GEÇMİŞ KRONOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİDİR!

Değerli okuyucularımız; geçmiş darbelerde olduğu gibi, halkın boynu bükük olarak TV’den darbeyi seyretmesi için; 15 Temmuz öncesinde de Türk Milletinin damarlarına terör eylemleri ile darbe hazırlayıcı narkozlar verilmeye çalışılmıştır (şimdi bunu dolarla yapıyorlar). Ama Türk Milleti bu sefer oyunu görmüş, narkozu eliyle kenara itmiş ve asıl oyuncu olarak oyuna girerek kesin galibiyeti sağlamıştır.

Gelecekte darbeler olmasını istemiyorsak, olaylara bir günlük, bir haftalık, bir aylık veya bir yıllık bakmamamız gerekiyor. Bulunduğumuz günden geçmişe doğru 5 yıllık olan olayları kronolojik olarak sıraya koyduğumuzda ve özellikle son bir yıldaki olaylar ile bağını koyduğumuzda gerçek resim ortaya çıkmaktadır.

 BEŞİNCİ YAZI GELECEK!

Bu yazımızda 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin hazırlanabilmesi için kuklacının birden fazla kuklayı kullanarak nasıl darbe ortamı hazırlamaya çalıştığını analiz ederek, Rusya Siyasi Bilgiler Merkezi Direktörü Aleksey Muhin’in Türkiye’de 15 Temmuz tekrarlanabilir iddiasının ne kadar doğru olduğunu irdelemeye çalıştık. Bu konudaki beşinci yazımızda kuklacının kuklalarını analiz ederek Aleksey Muhin’in iddiasını değerlendirmeye devam edeceğiz.

0/5 (0 Reviews)