SON.TV/İSTANBUL
Elden verilen para, döviz ve ziynet eşyalarının yıllar sonra geri istenmesi sırasında ortaya çıkan “Borç muydu, hediye miydi?” tartışmalarına Yargıtay’dan dikkat çeken bir karar geldi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin değerlendirmesi, özellikle aile, akraba, arkadaş ve yakın ilişkilerde herhangi bir ayrıntılı sözleşme yapılmadan teslim edilen para ve ziynet eşyaları açısından yazılı kayıtların önemini bir kez daha ortaya koydu.
“BORÇ ALDIM” YAZMASI ŞART DEĞİL
Karara konu uyuşmazlıkta taraflar arasındaki para ve ziynet eşyası teslimlerine ilişkin el yazısıyla hazırlanan bazı belgeler dava dosyasına delil olarak sunuldu.
Söz konusu belgelerde açık biçimde “borç olarak aldım” veya “geri vereceğim” şeklinde bir ifade bulunmadığı, ancak teslim alınan para ve ziynetlerin miktarları ile tarihlerinin kaydedildiği belirtildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yalnızca “borç” kelimesinin belgede bulunmamasından hareketle bu kayıtların hukuki değerinin yok sayılamayacağı yönünde değerlendirmede bulundu.
“1 TANE 100 EURO ALDIM” NOTU DOSYAYA GİRDİ
Dava dosyasındaki el yazılı kayıtlarda dikkat çeken ifadeler de yer aldı.
Belgelerden birinde “1 tane 100 Euro aldım” ifadesinin bulunduğu, başka bir kayıtta ise 16 bilezik, bir beşi bir yerde ve 14 ayar üçlü setin teslim alındığına ilişkin notlar yer aldığı aktarıldı.
Yargıtay’ın değerlendirmesinde bu kayıtların tarih ve miktar bilgileri ile birlikte ele alınması gerektiği belirtildi.
İMZANIN İNKÂR EDİLMEMESİ KRİTİK ÖNEM TAŞIDI
Kararın en önemli ayrıntılarından biri ise belgelerde bulunan imzalar oldu.
Dosyaya sunulan el yazılı belgelerdeki imzaların inkâr edilmediği belirtildi. Yargıtay, belgenin içeriği, tarih ve miktar bilgileri ile imzanın inkâr edilmemesi gibi unsurların bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Bu unsurların birlikte bulunması halinde kayıtların taraflar arasında bir borç ilişkisi bulunduğuna yönelik karine oluşturabileceği ifade edildi.
ELDEN VERİLEN ALTIN VE PARADA BELGE ÖNEMİ
Karar özellikle aile ve yakın çevre arasında yapılan para ve ziynet teslimlerini yakından ilgilendiriyor.
Uygulamada kişiler arasında güven ilişkisi nedeniyle para veya altın verilirken çoğu zaman ayrıntılı bir borç sözleşmesi ya da senet hazırlanmıyor.
Ancak tarafların ilişkisinin bozulması veya borcun geri ödenmemesi halinde teslim edilen paranın ya da ziynet eşyasının hangi amaçla verildiği yargılamanın en önemli tartışma konusu haline gelebiliyor.
Yargıtay’ın söz konusu değerlendirmesi, ayrıntılı bir borç sözleşmesi bulunmasa bile teslimi gösteren imzalı el yazılı kayıtların somut olayın diğer koşullarıyla birlikte önem taşıyabileceğini ortaya koyuyor.
BİRKAÇ KELİMELİK NOT DAVANIN SEYRİNİ DEĞİŞTİREBİLİR
Kararı değerlendiren Avukat hukukçular da birkaç kelimeden oluşan bir el yazısının yıllar sonra yüksek meblağlı bir uyuşmazlığın seyrini değiştirebileceğine dikkat çektiler.
Hukukçular,belgede açıkça “borç aldım” ifadesinin yazmamasının tek başına belgenin hukuki değerden yoksun olduğu anlamına gelmeyeceğini, belgenin içeriği, tarihler, miktarlar, tarafların ilişkisi ve imzanın inkâr edilip edilmediğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirttiler.
“İSPAT GÜVENDEN ÇOK BELGEYLE İLGİLENİR”
Hukukçular, özellikle aile, akrabalık, arkadaşlık veya duygusal ilişki içerisinde yapılan para ve ziynet teslimlerinde “Aramızda güven var, sözleşmeye gerek yok” anlayışının ileride ciddi ispat sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti.
Aynı hukukçular,bugün önemsiz görünen kısa bir yazılı kaydın ileride mahkeme dosyasının önemli delillerinden biri haline gelebileceğini belirterek, “Hukukta güven önemlidir; ancak ispat, güvenden çok belgeyle ilgilenir” değerlendirmesinde bulundular.
HER EL YAZILI NOT OTOMATİK OLARAK BORÇ SENEDİ SAYILMIYOR
Kararın yanlış anlaşılmaması da önem taşıyor.
Yargıtay’ın yaklaşımı, üzerinde tarih ve miktar bulunan her el yazısının hiçbir inceleme yapılmadan otomatik biçimde borç senedi kabul edileceği anlamına gelmiyor.
Belgenin içeriği, tarafların ilişkisi, teslimin niteliği, imzanın aidiyeti ve dosyadaki diğer deliller somut olay kapsamında birlikte değerlendiriliyor. Kaynaklarda kararın, el yazılı kayıtların borç ilişkisine “karine teşkil edebileceği” şeklinde aktarıldığı görülüyor.
Bu nedenle borç para, döviz veya ziynet eşyası veren kişiler açısından miktarın, tarihin, teslim nedeninin ve tarafların imzasının açık biçimde kayıt altına alınması ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda büyük önem taşıyor.
ETİKETLER: #Yargıtay #Yargıtay3HukukDairesi #Borç #BorçAlacak #ElYazılıBelge #ZiynetEşyası #Altın #Euro #EmsalKarar #Hukuk









