SON TV

Korkmayın Hocam

YÖK üyeleri akil insan sayılmadık diye üzülüyor olmalılar ki, başkanlarının başkanlığında Güneydoğu bölgemize gittiler. Son üç ayda “akil insan” diye bir sıfat kazandı Türkiye. Kendini bir bok sanan çok kişi, niye ben değilim demeye başladı. Bunlardan birisi de benim.

Ve sonunda, kedi kendimi akil insan ilan ettim ve eşimle yollara düştüm. Eşim de akil insan karısı olmaktan mutluydu. Neyse, ver elini Diyarbakır, Mardin, Batman, Elazığ, Sivas ve Yozgat dolaştım. Böylece karnımın şişi indi. Bu gazeteyi okuyanlar da akil olduğuma inandı.

Yökçüler, ezeli ebedi YÖK düşmanı olduğumdan mı nedir, beni taklit ederek yollara düştüler. Başkan Çetinsaya’nın önderliğinde benim dolaştığım illeri dolaştılar. Her gittiği ilin üniversitesinde alim takımını toplayıp, “Konuşun Hocam” diyormuş. Başkan Hoca yök döneminde yetiştiği için hocaların öldüğünden haberi yok. Mevlitleri bile okundu.

Bundan yirmi beş yıl önce İstanbul Üniversitesi’nden Kemal Önen (Cumh. 12. 03. 88) hocam bakın ne demiş:
“Ey üniversiteli meslektaşım, sen de bu uyku, bu sessizlik ve ense oldukça; önüne gelenin rahatça şamar oğlanı olmaya devam edeceksin”
İşte bu kadar. Otuz yıl uykuda idiler, uyumaya devam ediyorlar. Sonra sen bunlara “Konuş Hocam” diyorsun. Ozan Dağlarca ne diyor: “Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna/ uyandırmazsan/ uyanacak gibi değil” Hocaları dürterek uyandırmak gerekiyor. Bilmem yeter mi? Kağnıya koşulan öküzleri uyarmak için mıdıl denilen sivri sopalar olurdu. Hocalara da mıdıl gerekli gibime geliyor; başka türlü olmaz.
YÖK’ün genç beyi yollara düşüyor mıdıl görevi yapmak istiyor. Olmuyor. En sonunda cesaret vermek için “Korkmayın Hocam” demeye (Star 19. 05. 13) başladı. Ah benim genç yökçüm. Bu hoca takımı öylesine korkutuldu ki, yoğurdu üfleyerek yeme yerine yememeyi yeğliyor. Konuşanların başına neler geldi. Sen de zaten bir bir kimlerin başına neler geldi saymışsınız.
Dr. İsmail Beşikçi’nin başına gelenleri unutmadık. O’nu cezalandıranlar ve atanlar üniversiteden icazet almış hocalardır. Solcu-komünist denilerek yüzlerce hoca yolcu edildi. Bir dönem geldi irticacı diye atıldılar. Bu hocalara yök ve rektör emriyle Anıtkabir yolunda postal eskittirildiler. Önen Hoca’nın dediği gibi sürekli şamar oğlanı oldular. Başkan da postal yürüşü gibi anlaşılmasın diye, ”Benim yaptığım çağrı Cumhuriyet mitingleri çağrısıyla karıştırılmasın. O bindirilmiş kıtanın çağrısıdır” diye de dikkat çekiyor. Bana göre pek fark yok. Eminim ki bu uyuşuk hoca takımı konuşmaz da yürümez de. Onlara paradan haber ver, o zaman ne desen yapar. Kuşkusuz bu kez yapılacak olanın barış gibi insani görev olmasıdır. Ötekiler darbe yapılsın amaçlıydı.

Burada bir anımı anlatmak istiyorum. Otuz yıl önce henüz atılmamışken Türkiye’de yaşayan Türkler, Arnavutlar, Tatarlar, Çingeneler gibi etnik gruplar arasında karşılaştırmalı anatomi çalışması yapmıştım. İngiltere’de yayımlanan “Journal of Anatomy” adlı dergiye gönderdim. Yayımlandı. Bir yıl sonra benzer bir çalışma yaptım ve aynı dergiye yolladım. Ret yanıtı geldi. Gelen yazıda, “Sizin ülkenizde Kürtler de var. Siz Kürt Türk ayrımı yapmamışsınız” deniyordu. O tarihlerde Kürt sözcüğü ‘cıs’ sözcüklerdendi. Hata bendeydi. Ben de Dicle Tıp’taki meslektaşlara yazdım ve, “Böyle bir çalışmayı Kürtler üzerinde yapın, Kulp ilçesinde olabilir” dedim. Bana, “Abi sen şaşırdın mı, başımızı belaya mı sokacaksın, biz o işi yapamayız vb” dediler. Haklılardı, kendilerini sokakta bulurlardı.

Bugün de, “Kürtlerin el parmaklarında kıl dağılımı” gibi başlıkla araştırma yapamazlar. Korku en çok üniversiteye sızmıştır. Kürt sözcüğü her yerde kullanılıyor ama, üniversitelerde hala yok. Doğu’da birkaç yerde Kürtçe bölüm olması işin süsü. Önemli olan üniversiteli kafasının değişmesidir. Büyük ve eski üniversitelerde zihniyet aşılmış değildir. Üniversite kadrosuna geçecekler, babalarının memuriyeti nedeniyle oralarda doğsalar, neden orada doğduklarını açıklamak gereğini duyuyorlar. Örnekler çok. Üniversite bu alanda en bağnaz kurumdur.

YÖK Başkanının sözlerine katılıyorum. Hocalar konuşmalı, korkmamalı. Yıllardır kendi çapımda ben de söylüyorum ama, öleni ve uyuyanı diriltmek çok zor. Yıllar istiyor. Bu da bir aşamadır. Başkanı, adımları ve sözleri için kutluyorum.

YAZARIN SON YAZILARI
AYM-ASKER YEMEĞİ - 4 Ocak 2014
Mehmet Akif Ersoy - 25 Aralık 2013
Fişleme ve MGK - 12 Aralık 2013
MGK Kararı - 2 Aralık 2013
Yeniden Dershane - 21 Kasım 2013
YÖK 32 Yaşında - 11 Kasım 2013
Cumhuriyet - 2 Kasım 2013
Yeni Diyarbakır - 22 Ekim 2013
İslam ve Terör - 4 Ekim 2013